48,3044
0,06%56,3186
0,62%6.995,60
2,72%13932.46
2,72%
Avrupa Birliği’nin en önemli hedeflerinden biri dünyanın ilk ‘iklim nötr’ kıtası olabilmek.
Yola çıkılırken herkesin aklına yatan ve dünyaya daha az sera gazı emisyonu salınımını temel alan bu yaklaşımda AB neredeyse her şeyi yıl yıl hesaplamıştı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Öngörülemeyen kuraklıklar, krizler ve savaşlar dengeleri alt üst etti.
2. Dünya Savaşı sonrasında kurdukları düzenin verdiği rahatlıkla hareket eden AB için Rus tanklarını Ukrayna sınırında görmek ilk büyük şok oldu. O dönem Kovid19 pandemisinin yaralarını sarmakla meşgul AB için savaşın başlaması tüm planları yerle bir etti.
Sadece Ukrayna savaşı da değil… İran-ABD ve İsrail arasında yaşananlar, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve bir yandan da Avrupa’yı vuran kuraklık… Avrupa ülkeleri, bu sınamaları Türkiye gibi yeni bir enerji mimarisine geçiş stratejisiyle değil, hidrokarbon talebinde oluşan açığı salt sıvılaştırmış doğal gazla (LNG) gidermeye çalıştı.
Ancak AB’nin gömlekte iliklediği bu ilk yanlış düğme, Küresel Güneydeki ülkeleri çıkmaza sürükleyen bir süreci tetikledi.
AB’nin hidrokarbon açığının nelere mal olduğunu anlatmadan önce belki de bu kavramı çok kısa özetlemek gerek… Hidrokarbon açığı, ‘bir ülkenin ya da bölgenin tükettiği petrol, doğal gaz ve kömür gibi enerji kaynaklarının, kendi ürettiği miktardan daha fazla olması durumu’ olarak kabul ediliyor. Enerji sektöründe ve ekonomide genellikle enerjide dışa bağımlılığı ve cari açığı ifade etmek için bu terim kullanılıyor.
Şimdi AB’nin mevcut durumuna daha yakından bakabiliriz… Avrupa Komisyonu, İran-ABD-İsrail krizinin, doğal gazın konutlarda kullanılmaya başlanacağı 1 Ekim 2026’dan önce sonlanacağı konusunda neredeyse sabit bir görüşe sahipti. Söz konusu tarihten itibaren gaz fiyatlarının düşeceğini ve depolarını düşük fiyatlı gazla doldurmayı planlıyordu.
Ancak kriz devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki denklem ise sil baştan kurulmaya çalışılıyor. Doğal olarak AB’nin gaz depoları boş. Ve kış gelmeden önce halihazırda yüzde 65’lerdeki depo doluluğunu yüzde 90’ın üzerine çıkarmak şart.
İşte bu noktada AB uzun süre bekleyişin ardından kesenin ağzını açtı. LNG üreticisi ülkelere mealen ‘Gerekirse diğer ülkelere satacağın gaz sözleşmelerini iptal et. Ben hem sana daha yüksek fiyat vereceğim hem de iptal edeceğin LNG sözleşmelerinin cezasını ödeyeceğim’ dedi.
Bu da üreticilerin AB piyasasına yoğunlaşması sonucunu getirdi. Günün sonunda AB’nin gaz depoları bir şekilde dolacak ancak bu işleyiş arka planda çok ciddi zararları da beraberinde getirecek.
[Avrupa’nın yanlış ilkim politikalarının sonucu çok geniş bir alanda tarım ve gıda güvenliğini olumsuz etkiliyor.]‘Küresel Güney’ kavramı, coğrafi bir konumdan ziyade ekonomik, siyasi ve tarihi olarak Batı merkezli küresel düzenin dışında kalan veya bu düzene mesafeli duran gelişmekte olan ülkeleri tanımlıyor.
Yukarıda bahsettiğimiz AB’nin ‘parasını bastırıp alırım’ mantığı aslında Küresel Güney ülkelerinin kömüre kıyasla daha temiz ve ucuz birincil enerji kaynaklarına ulaşabilmesine mani oluyor. Çünkü bu ülkelerin AB kadar siyasi gücü ya da finansal esnekliği yok. Uzun vadeli ve nispeten düşük tutarlı sözleşmelerle ülkelerindeki çarkları çevirmeye çalışıyorlar. Ancak AB denkleme girdiğinde bu ülkelerin sadece bugünü değil kısa ve orta vadedeki planlamaları da olumsuz etkileniyor.
Günün sonunda Avrupa Birliği’nin kendi enerji arz güvenliğini teminat altına almak için ödemeye razı olduğu fiyatlar, özellikle Güney Asya ve Sahra Altı Afrika’da ağır bir ekonomik yüke dönüşüyor. Bu da hayli geniş bir coğrafyada yoksulluğu artırıyor.
Konuya hakim kaynaklar farklı çözüm önerileri üzerinde dursa da henüz net bir reçete ortaya çıkabilmiş değil. Genel beklenti; hiç olmazsa AB ülkelerinin dinamiklerini bozduğu ülkelerde yenilenebilir enerji yatırımları için faizsiz kredi sağlaması. Daha net bir ifadeyle bu ülkeler için Batı’nın sözleriyle hareket eden uluslararası kuruluşların elini cebine atması.
Aksi halde yaklaşık 450 milyon nüfusa sahip AB’de ‘sıfır karbon/yeşil enerji’ şarkıları söylenirken, Küresel Güney ülkelerindeki milyarlarca insan yaşam standardı daha da düşecek. Pahalı enerji, sürekli yukarı tırmanan tarım/gıda fiyatları, ilkel yöntemlerle yemek pişirme ve yüksek emisyon oranları çok geniş bir coğrafyada hayli kötüleşecek.


YEREL HABER
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026GÜNCEL
03 Eylül 2026