DOLAR

48,5998

0,16%
EURO

56,4518

-0,06%
ALTIN(gr)

6.870,13

2,00%
BİST 100

14393.54

2,00%
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın ilk otomobili 1885 yılında Karl Benz tarafından üretilirken bunun insan hayatını nasıl değiştireceği biliniyor muydu bugünden kestirmek zor…

Aradan geçen onca zaman ve gelişen teknolojiyle birlikte otomobiller çok büyük dönüşümler yaşadı. Özellikle 80’lerle birlikte sürücü ve yolcu sağlığını ön plana alan teknolojiler hızla sisteme eklendi. 2000’lerde ‘bizim otomobilimizin içinde bir insanın ölmesi neredeyse imkansız’ diyen markalar da oldu. Tüm rotayı kendi başına gidebilenler de… Ama bugüne kadar ki tüm örneklerde öyle ya da böyle ‘değişmeyen’ en temel unsur direksiyon ve gaz-fren pedalıydı.

Tesla, son projesiyle bunu tamamen değiştirdi. Direksiyonu ya da gaz-fren pedalı olmayan bir model tanıttı. Acaba üretilebilir mi tartışmaları devam ederken, geçtiğimiz günlerde araç ilk kez fiili olarak trafikte kullanıldı.

Direksyonsuz arabalar neleri değiştirecek?

Her ne kadar ön planda direksiyonsuz-pedalsız araba başlı başına kritik gelişme olsa da aslında madalyonun arka yüzü çok daha geniş ve üzerine kafa yorulması gereken bir noktaya işaret ediyor.

Eğer yeni araçlar bu şekilde üretilecekse, yüzyıllardır alışık olduğumuz otomobil kültürü ne olacak? Direksiyon, pedal, gösterge paneli ya da sürücü ile yandaki yolcuğunun konforu için özel üretim yapan koltuk firmaları, tüm bunların mekanik bağlantısını sağlayan sistemler ne yapacak? Ve tüm bunların montajında görevli yüz binlerce işçi bu yeni dönemi nasıl karşılayacak?

Sorular hayli fazla ancak hepsine şimdiden yanıt verebilmek neredeyse imkansız. Bugün atılan adımların nasıl derin bir kırılma yarattığını görmek için aradan zaman geçmesi gerekiyor.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte en büyük dönüşümlerin yaşandığı alanlardan biri de otomotiv sektörü. [Teknolojinin gelişmesiyle birlikte en büyük dönüşümlerin yaşandığı alanlardan biri de otomotiv sektörü. ]

Otomobil sahibi olma meselesi kökünden değişebilir

Belki de yakın gelecekte üzerine en çok tartışacağımız başlıklardan biri de ‘otomobil sahibi olmak’ meselesinin tanımına dair olacak. Bugüne kadar bir otomobil alıyor, istediğimiz yere gidiyor, ihtiyaç anında yeniden kullanıyorduk.

Örneğin işe gittiğimiz aracımız biz paydos edene kadar saatlerce otoparkta bekliyordu. Ya da akşam eve döndüğümüzde o da bizimle dinlenmeye çekiliyor ve saatlerce atıl şekilde duruyordu.

İşte Tesla’nın yeni otonom aracı asırlık kullanım alışkanlığımızı değiştireceğe benziyor. Araçta gelişmiş bir yapay zeka var. Direksiyon, gaz, fren, kişileştirilmiş koltuklarımız ya da tüm bunları birbirine bağlayan ek donanımlar yok. Kapıyı açacağız, arabaya bineceğiz ve bizi istediğimiz noktaya götürmesini isteyeceğiz.

Otomotiv sektörünü yakından takip edenler yeni dönemde araç sahipliğinin değişeceği iddiasında. Yeni dönemde bir aracı satın alsak dahi onun saatlerce atıl kalmasını istemeyeceğiz. Biz işimizi yaparken o da otonom sürüş kabiliyetleri ve gelişmiş yapay zekasıyla transfer ihtiyacı duyanlara hizmet verecek. Ve biz de bundan para kazanmış olacağız.

Burada ‘robo-taksi’ örneği sıkça kullanılıyor. Bu tür araçlara sahip olanların temel amacının ‘tek kişi bir yere götürüp saatlerce boş kalmaktansa, günün 20 saati yolcu taşıyabilecek ticari bir makine’ isteyeceği konuşuyor.

Günün sonunda ‘otomobil eşittir ürün’ yerine ‘otomobil eşittir hizmet’ yaklaşımı öne çıkacak.

Otomotiv üretimindeki robotik teknoloji özellikle sektördeki 'işçi' sınıfının geleceğine dair soruları beraberinde getiriyor.[Otomotiv üretimindeki robotik teknoloji özellikle sektördeki ‘işçi’ sınıfının geleceğine dair soruları beraberinde getiriyor.]

Yüz binlerce fabrika işçisi için yolun sonu mu?

Otonomi olan bir işleyişte insan faktörünün ne olacağı yeni yüzyılın belki de en sıkıntılı sorunlarından biri.

Otomotiv sektöründeki insan + makine + montaj hattı yerini robot + yazılım + yapay zeka + daha az insan denklemine bırakacak. Burada mesele yalnızca ‘daha az işçi’ değil. İşçinin yaptığı işin niteliği değişiyor. Üretimde çalışan işçi sayısı azalırken yapay zeka, batarya mühendisi, veri bilimcisi, otonom sürüş güvenlik uzmanı, robotik mühendisi ya da çip tasarımcısı gibi işçilerin önemi artıyor.

Burada da markaların temel hedefinin yılda örneğin 500 bin otomobil üretmek değil, ‘500 bin otomobili mümkün olduğunca çok saat çalıştırmak’ olacak gibi duruyor. Kaç araba sattın ya da pazar payın ne sorularının yerini ‘araçlarının kullanım oranı ne?’ ya da ‘araç başına yıllık gelirin ne kadar?’ soruları alacak.

Otomobil sektörü büyük dönüşümün kıyısında

Tesla’nın yeni modeli çok önemli bir soruyu daha beraberinde getiriyor… Direksiyon yoksa direksiyon üreticisi, pedal yoksa pedal üreticisi, vites kutusu yoksa vites üreticisi ne olacak? Gösterge paneli, egzoz, yan ayna, üretenler ne yapacak?

Elektrikli araçlarla birlikte zaten küçülen bazı kalemler ikinci kez ciddi bir sınavdan geçiyor. Mevcut gelişmeler otomotivde bazı bölümleri için inanılmaz bir fırsat, bazıları için ise varoluşsal tehdit ortaya çıkaracak gibi duruyor.

“Benim arabam nerede?” yerine “Beni almaya hangi araba geliyor?” demeye başlayacağımız bu yeni dönemde Türkiye’nin nasıl bir yol haritası izleyeceği de merakla bekleniyor…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP