DOLAR

48,6383

0,04%
EURO

56,1736

-0,03%
ALTIN(gr)

6.697,81

-0,33%
BİST 100

13996.99

-0,33%
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarladan markete fiyat yolculuğunun mercek altına alındığı soruşturmada, hallerin büyük tedarikçi firmalarının sahte belgelerle ve arzı düşük göstererek fiyatları manipüle ettiği belirlendi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde üreticinin emeğini, vatandaşın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini koruduklarını, aynı zamanda fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadeleyi de kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.

Gürlek, bu kapsamda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, “tarladan markete fiyat yolculuğu”nun mercek altına alındığını ifade etti.

41 şüpheli yönetici hakkında gözaltı kararı

Soruşturma kapsamında Ticaret Bakanlığından Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığından Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin temin edildiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca da kapsamlı rapor hazırlandığını aktaran Gürlek, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 1029 çiftçinin beyanına başvurularak ürünlerin üreticiden hangi bedelle çıktığı ve tedarikçilere hangi şartlarda ulaştığı incelendi. Yapılan incelemelerde, hallerin büyük tedarikçileri konumundaki bazı firmaların piyasadaki hakimiyetlerini kullanarak ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise gerçeğinden yüksek gösterdikleri, sahte müstahsil makbuzları düzenleyerek gerçeğe aykırı maliyet oluşturdukları ve bu yöntemlerle yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları yönünde tespitlere ulaşıldı.

Bu kapsamda fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi, 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.”

“Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında 33 dağıtıcı firma yöneticisi gözaltında

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile soruşturmada görev alan personele teşekkür eden Gürlek, “Tarladan sofraya uzanan zincirin hiçbir aşamasının üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç kapısına dönüştürülmesine müsaade edilmeyecektir.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen “yaş sebze-meyve piyasasındaki fahiş fiyat uygulamasına” yönelik soruşturma yürütüldüğü belirtildi.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, Rekabet Kurulu, Ticaret Bakanlığı ve İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Antalya büyükşehir belediyeleri hal müdürlüklerine yazılan müzekkereler neticesinde şüpheliler hakkındaki yaş sebze ve meyve ticaretindeki işlem hacimlerini içeren raporların soruşturma dosyasına eklendiği belirtildi.

Vergi Denetim Kurulunca müzekkereye istinaden yapılan çalışma kapsamında 1029 çiftçinin beyanına başvurulduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Çiftçilerin ürünlerini hangi bedelle ve ne şekilde tedarikçilere temin ettiklerine yönelik beyanları neticesinde ve tedarikçi durumundaki şüphelilerin ürün alış ve satış kapsamında yapılan defter ve belgelerin incelemesi neticesinde düzenlenen 14 Temmuz ve 3 Eylül tarihli raporlarda, yaş sebze ve meyve sektöründe faaliyet gösteren tedarikçi konumundaki mükelleflerin, çiftçilerden satın aldıkları yaş sebze ve meyve ürünlerini gerçek alış fiyatından fazla gösterecek şekilde sahte müstahsil makbuzu düzenleyerek, piyasadaki hakim konumlarını kullanarak ürün arzını olduğundan az göstererek, maliyetleri olduğundan yüksek göstererek veya tedarik zincirinin gereksiz uzatılması gibi yöntemlere yukarı yönlü fiyat manipülasyonu yapmak suretiyle fahiş fiyat uygulamasına sebebiyet verdikleri tespit edildi.”

Yaş sebze ve meyve sektöründe fahiş fiyat uygulamasına sebebiyet verdiği tespit edilen tedarikçi konumundaki 41 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği aktarılan açıklamada, 22 ayrı ilde iş yeri ve ikamet adresi olmak üzere 109 adreste arama kararı verildiği belirtildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, düzenlenen operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticisinden 33’ünü yakaladı.

Ekiplerin, 8 firari şüpheliyi yakalamaya yönelik çalışmaları sürüyor.

“Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında denetim raporu hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Sektörel Denetim Daire Başkanlığınca hazırlanan denetim raporu dosyaya girdi.

Raporda, yaş meyve ve sebze sektöründeki fiyat artışlarının nedenlerinin araştırılması amacıyla yürütülen çalışmada, firmaların üreticilerden yaptığı alımların büyüklüğü ve bu alımların toplam mal alımları içerisindeki payının esas alındığı belirtildi.

Bu kapsamda, toplam mal alımlarının en az yüzde 70’i müstahsil makbuzuna dayanan firmalar ile müstahsillerden belgeli alım tutarı 300 milyon lira ve üzerinde bulunan firmaların riskli mükellef grubunda değerlendirildiği, belirlenen kriterler doğrultusunda 207 firmanın araştırma kapsamına alındığı kaydedildi.

İlk analizlerde, bu firmaların yalnızca üreticilerden ürün satın alan tüccar veya toptancı hal firmalarından oluşmadığı, önemli bölümünün ulusal ve yerel zincir marketlere düzenli olarak yaş meyve ve sebze tedarik ettiğinin belirlendiği aktarıldı.

Bu nedenle incelemenin yalnızca müstahsil makbuzlarının doğruluğuyla sınırlı tutulmadığı, tedarik zincirindeki ürün, belge, maliyet ve fiyat hareketlerinin birlikte değerlendirilmesinin gerekli görüldüğü ifade edildi.

Fiilen çiftçilik yapmayan kişiler ile vefat eden kişiler adına makbuzlar kesildi

Raporda, müstahsil makbuzunun defter tutma yükümlülüğü bulunmayan çiftçilerden yapılan mal alımlarının belgelendirilmesinde kullanıldığı ancak belgenin düzenlenmiş olmasının, üzerinde belirtilen ürünün ilgili kişi tarafından üretildiğini ve alıcı firmaya teslim edildiğini tek başına kanıtlamadığı belirtildi.

Yapılan ön değerlendirmelerde, vefat eden kişiler adına müstahsil makbuzu düzenlenmiş olabileceğine işaret eden kayıtlara rastlandığı aktarıldı.

İncelemelerde ayrıca bazı müstahsil makbuzlarının gerçek bir ürün teslimine dayanmadığı, adına belge düzenlenen bazı kişilerin fiilen çiftçilik yapmadığı, bazılarının ise ilgili firmayı tanımadığını ve herhangi bir ürün teslim etmediğini beyan ettiği bilgisi verildi.

Raporda, bazı makbuzlarda gösterilen ürün miktarlarının da çiftçilerin arazi büyüklüğü ve makul üretim kapasitesiyle açıklanamadığı, miktarların bölgesel ve teknik verim değerlerinin önemli ölçüde üzerinde olduğuna işaret edildi.

Belgelerde yer alan ürün türü, miktarı veya birim fiyat bilgilerinin bazı üreticilerin beyanlarıyla örtüşmediği, bazı işlemlerde ise makbuzlardaki birim fiyatların üreticilerin bildirdiği gerçek satış fiyatlarının belirgin şekilde altında kaldığı tespiti yapıldı.

Raporda, “Söz konusu bulguların, incelenen müstahsil makbuzlarındaki uyumsuzlukların her durumda belge düzenine ilişkin basit veya münferit hatalardan ibaret olmayabileceğini, bazı işlemlerde ticari ve vergisel sonuçlar doğuran sistematik bir yöntemin parçası olabileceğini göstermektedir.” ifadeleri kullanıldı.

Gerçek bir ürün teslimine dayanmayan veya miktar ve bedel açısından gerçeği yansıtmayan müstahsil makbuzlarının, işletme kayıtlarında fiktif mal ve stok oluşturularak maliyetlerin artırılmasına, böylece brüt karlılık, kurum kazancı ve vergi matrahının düşürülmesine imkan sağlayabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Raporda, bu belgelerin ayrıca kaynağı belirsiz veya kayıt dışı temin edilen ürünlerin işletme stoklarına dahil edilerek sonraki satışların kayıtlı mal hareketi gibi gösterilmesine dayanak oluşturabileceği kaydedildi.

41 firmanın müstahsil beyanları, makbuzları, teslim ve ödeme kayıtları uyumlu bulunmadı

Müstahsil makbuzunda gösterilen maliyetin sonraki satış fiyatına yakın belirlenmesi halinde belgenin satış fiyatına görünürde maliyet dayanağı oluşturabileceği belirtilen raporda, miktar, fiyat veya üretim kapasitesindeki uyumsuzlukların ise tek başına belgenin gerçek dışı olduğunu göstermeyeceğine dikkat çekildi.

Raporda, araştırılan toplam 41 firmanın mali verilerinde brüt karlılık oranlarının genel olarak düşük olduğu, en yüksek hacimde alınıp satılan bazı ürünlerin birim alış ve satış fiyatları arasında oldukça sınırlı fark bulunduğu ve firmaların önemli bir bölümünün kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan ettiği belirtildi.

Alış ve satış fiyatları arasındaki farkın düşük olmasının, ilk bakışta firmaların yüksek ticari kazanç elde etmediğini gösterebildiğini ancak bu durumun alımların ve maliyetlerin gerçekliğini tek başına kanıtlamadığı aktarılan raporda şu tespitlere yer verildi:

“Alış miktarının veya maliyetin gerçek dışı ya da içeriği itibarıyla yanıltıcı belgelerle yükseltilmesi halinde muhasebe kayıtlarındaki brüt karlılık doğal olarak düşük görünebilecektir. Diğer taraftan düşük brüt karlılık, piyasa koşulları, fire, nakliye, ambalajlama, tasnif, depolama maliyetleri, marketlerce uygulanan kesintiler veya kayıt dışı satışlardan da kaynaklanabileceğinden, bu ihtimallerin birbirinden ayrılabilmesi için ürün bazında ağırlıklı ortalama alış ve satış fiyatlarının, miktar ve stok hareketlerinin, fire oranlarının, ödeme kayıtlarının ve karşı taraf bilgilerinin birlikte analiz edilmesi gerekmektedir.”

Raporda, 41 firmaya ilişkin bazı müstahsil makbuzlarının üretim kapasitesi, müstahsil beyanları, teslim ve ödeme kayıtlarıyla uyumlu olmadığına yönelik önemli risk göstergelerinin tespit edildiği belirtildi.

Soruşturma dosyasına giren raporda, şöyle devam edildi:

“Bu bulguların, gerçek dışı veya içeriği itibarıyla yanıltıcı belgelerle fiktif stok ve maliyet oluşturulmuş, kayıt dışı ürün hareketlerine belge dayanağı sağlanmış ve sonraki satış fiyatlarına görünürde maliyet temeli oluşturulmuş olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte mevcut tespitlerin sektörün tamamına veya ulusal ve yerel zincir marketlere doğrudan teşmil edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk aşamada 41 firma üzerinde uygulanan doğrulama yönteminin, risk derecesine göre araştırma kapsamındaki diğer firmalara da yaygınlaştırılması ve müstahsil makbuzuyla başlayan ürün, belge, ödeme, maliyet ve satış zincirinin perakende aşamasına kadar izlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı verilen 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticisinden 33’ü yakalanmıştı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP