DOLAR

48,2685

0,03%
EURO

55,9856

-0,21%
ALTIN(gr)

6.806,44

-1,36%
BİST 100

14296.78

-1,36%
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tahtta kaldığı 33 yıl boyunca, yıkılmaya yüz tutan bir devleti ileri seviyelere taşıyan 2. Abdülhamid’in en önemli projelerinden biriydi Hicaz Demiryolu.

Ondan önce Osmanlı topraklarında inşa edilen ilk demir yolu İskenderiye-Kahire hattında hizmete alındı. İngilizlerin, dönemin Mısır valisinin desteğiyle gerçekleştirdiği bu projeyi, Anadolu ve Rumeli’de inşa edilen demir yolu hatları takip etti.

Osmanlı coğrafyasındaki demir yollarından, gerek uzunluğu gerek askeri, siyasi ve ekonomik potansiyeli nedeniyle en önemlisi Hicaz Demiryolu’ydu.

Yeni Hicaz Demir Yolu bölgedeki dengeleri değiştirecek

Hacca gitmeyi kolaylaştıracak, ticaretin artmasını sağlayacaktı

Şam ile Der’a arasındaki demir yolunun inşa fikri, Alman asıllı Amerikalı mühendis Charles Zimpel tarafından Kızıldeniz ve Şam’ı birleştirme düşüncesine dayanıyordu.

Bu teklif, Osmanlı’nın siyasi ve iktisadi şartları nedeniyle hayata geçirilemezken, İstanbul’la Hicaz’ı birleştirecek bir hattın yapımına dair birçok proje hazırlandı.

Sultan Abdülhamid, Osmanlı padişahı olmasının yanı sıra taşıdığı İslam halifesi unvanı gereği Hicaz’a çok önem veriyordu. Bu unvanın verdiği gücü kuvvetlendirmek, İslam coğrafyasının birliğine katkı sunmak için demir yolu projesi hayati bir önem taşıyordu.

Hicaz Demiryolu Projesi, uzak coğrafyalardaki Müslümanlar arasında büyük bir sevinçle karşılandı. Proje sayesinde daha fazla Müslüman, daha kısa sürede Hac vazifesini yerine getirebilecekti.

Dini açıdan sağlayacağı kolaylıklar kadar gündeme gelmese de demir yolu projesinin en önemli amaçlarından biri, asker sevkiyatının daha hızlı gerçekleştirmekti.

Proje, milli bir politika olduğundan Osmanlı topraklarındaki servetin, sanayinin ve ticaretin artmasına da katkı sağlayacak, hattın geçtiği yerler gelişecekti.

Yeni Hicaz Demir Yolu bölgedeki dengeleri değiştirecek

Demiryolu inşaatı için Komisyon-ı Ali

Projenin hayata geçirilmesine karar verilen 2 Mayıs 1900’de İstanbul’da, Komisyon-ı Ali kuruldu. Bizzat padişahın başkanlık ettiği komisyon, demir yolu inşaatı çalışmalarında yetkili kılınan bir kurumdu.

Komisyon, hattın inşası, çalışmalar için gerekli olan ray, vagon, travers, lokomotif, çimento, kireç̧ gibi ürünlerin temini, mühendis ve memurların tayini, çalışmada görev alanların maaşlarının ödenmesi ve bütün faaliyetlerin denetlenmesi görevlerini üstlendi. Bu komisyonun yanı sıra Şam, Beyrut ve Hayfa’da da komisyonlar kuruldu.

Yeni Hicaz Demir Yolu bölgedeki dengeleri değiştirecek

İnşa süreci nasıldı?

Hicaz Demiryolu’nun inşasına, Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıl dönümüne denk gelen 1 Eylül 1900’de başlandı. Hattın genişliği rayların dahilinden itibaren 1 metre 5 santim olarak belirlendi.

Müzeyrib-Der’a arasındaki 11 kilometrelik bölüm, 1 Eylül 1901’deki törenle açıldı. Böylece hattın tamamlanan ilk bölümü de gün yüzüne çıktı.

Hattın tamamlanan ikinci bölümü Der’a-Zerka kısmıydı. Bu bölümün de resmi açılışı 1 Eylül 1902’de yapıldı. Bu açılışın ardından 17 Kasım 1902’de, hattın 20 kilometrelik bölümü Zerka-Amman kısmı tamamlandı. 1 Eylül 1903’te Şam-Der’a hattından tam bir yıl sonra hat, Maan’a kadar ulaştı.

Eylül 1906’ya gelindiğinde Şam-Hicaz hattında 800 kilometrelik mesafe tamamlandı. Tebük/El-ula kısmının da bitirilmesinin ardından, gayrimüslimlerin buradan öteye geçmesi yasak olduğundan kalan kısımda Müslüman işçiler görev aldı.

Eylül 1908’e gelindiğinde hattın uzunluğu bin 464 kilometreye ulaştı, maliyeti de 3 milyon lirayı geçmişti.

Bağış kampanyasını Sultan Abdülhamid başlattı

Osmanlı Devleti dışında sürdürülen bağış kampanyaları, daha çok Osmanlı diplomatik temsilcilerinin bulunduğu ülkelerde yoğunlaşıyordu.

Mısır dışında, Fas, Rusya, Çin, Cava, Sumatra gibi Müslümanların yaşadığı bölgelerden Hicaz Demiryolu’na bağış yapılmıştı.

Ülke içindeki kampanyayı 50 bin liralık bağışıyla bizzat Sultan Abdülhamid başlattı. Üst düzey yöneticiler, din adamları, memurlar ve iş insanları da demir yolu hattı için bağışlar yaptı. Ziraat Bankası kredilerinin de önemli bir yer tuttuğu inşa sürecinde, hattın maliyetinin yaklaşık üçte biri yurt içi ve yurt dışı bağışlarla karşılanmıştı. Bağışta bulunanlar için madalyalar hazırlanırken, bu sayede motivasyonun artması sağlanıyordu.

117 yıl önce açıldı

Hicaz Demiryolu 450 kilometrelik Medine-Mekke bölümü bedevi saldırıları, emperyalistlerin politikaları nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi. Bu nedenle hac vazifesinde sağlanacak olan kolaylık sınırlı kaldı, hattın en büyük katkısı askeri alanda kendini gösterdi.

Hicaz Demiryolu’nun 1 Eylül 1908’deki açılışın ardından, Hayfa-Şam hattında her gün, Şam-Medine hattında haftada 3 gün seferler düzenlenmeye başlandı.

Hattın inşası sırasında 2 bin 666 kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel, 96 istasyon, 7 gölet, 37 su deposu, iki hastane ve 3 atölye yapıldı.

Sultan Abdülhamid’in Hazreti Peygamber’e saygısı

Sultan 2. Abdülhamid, başından sonuna büyük emek verdiği ve her aşamasıyla bizzat ilgilendiği Hicaz Demiryolu’nun Medine’ye yakın kısımlarında ise müthiş bir inceliğe imza attı.

Mukaddes topraklarda gürültülü çalışılmasının Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız edeceğini düşünen Sultan Abdülhamid, ray altına keçe döşetmişti.

Hicaz Demir Yolu yeniden canlanıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda Şam ile Ürdün arasındaki bölümün eski haliyle korunarak bir kültür ve turizm yolu olarak hizmet vereceğini, bununla birlikte günümüz ulaşım ve taşıma ihtiyaçlarına cevap verecek yepyeni ve “modern bir Hicaz Demir Yolu”nun inşa edileceğini ifade etti.

Türkiye, Suriye ve Ürdün Ulaştırma Bakanlıkları arasında imzalanan mutabakat zaptıyla ilk adımı atılan bu proje kapsamında, öncelikle Türkiye’deki mevcut demir yolu ağının Suriye’nin Halep kentine kadar uzatılması ve Suriye tarafında eksik kalan 30 kilometrelik hat üstyapısının tamamlanması planlanıyor.

Bakan Uraloğlu, modern standartlara uygun olarak inşa edilecek bu yeni demir yolu hattının ilerleyen süreçte Suudi Arabistan ve Umman’a kadar uzatılmasının planlandığını vurgulayarak, Ürdün’ün Akabe Limanı’nı da içine alan bu ağın, kuzeyden gelen yükleri Kızıldeniz ve ötesine taşıyacak bir deniz-kara köprüsü” işlevi göreceğini ve “üç ülkenin ihracat potansiyelini ve transit gelirlerini katlayacak bir çarpan etkisi oluşturacağını” kaydetti.

Grafik: Sena Nur Pehlivan[Grafik: Sena Nur Pehlivan]

Hürmüz’e alternatif olabilir

9 Haziran 2026’da Türkiye ve Suudi Arabistan Ulaştırma Bakanlarının imzaladıkları “Demiryolu Sektörü Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” ve “Lojistik Hizmetleri Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” ile 2025’ten itibaren ivme kazanan yeni koridor inşası sürecinin somutlaştırılması açısından kritik faza girilmiş oldu.

Bu anlaşmalar, ortak lojistik merkezlerin inşasından demir yolu sektöründe kapsamlı iş birliğine kadar geniş yelpazede içerik sunuyor.

Ayrıca söz konusu anlaşmalar modern ve genişletilmiş Hicaz Demiryolu Projesi olarak nitelendirilen ve sonraki aşamada Umman’a kadar uzatılabilecek jeostratejik öneme haiz Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan demir yolu hattı projesi için gerekli ortak siyasi iradenin, kurumsal çerçevenin ve teknik iş birliği mekanizmalarının oluşturulması yönünde de zemin hazırlıyor.

İsrail basını: Türkiye, Hicaz Demir Yolu ile İsrail’i baypas etmek istiyor

Yedioth Ahronoth gazetesinin köşe yazısında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran’da imzalanan demir yolu sektörü ve lojistik hizmetleri alanlarındaki işbirliği anlaşmalarına atıf yapılarak, “Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı.” ifadesi kullanıldı.

Bir dönem Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) projesi kapsamında Tel Aviv ile yakınlaşarak rotayı İsrail’in Hayfa Limanı’na çeviren Suudi Arabistan’ın, bölgede patlak veren savaşın ardından bu tercihini tamamen değiştirerek Türkiye ile stratejik bir anlaşma imzalamayı seçtiği vurgulandı.

9 Haziran’da Riyad’da imzalanan kapsamlı anlaşmaların, ABD-İran savaşının ardından neredeyse tamamen kapanan Hürmüz Boğazı’nı baypas ederek Körfez tedarik zincirlerini kurtarmayı amaçladığı belirtildi.

Yaklaşık 5,5 milyar dolar yatırım maliyeti olan ve Asya Kalkınma Bankası’nın şimdiden 750 milyon dolar taahhüt ettiği projenin, deniz yoluyla 30 günü aşan kargo nakliye süresini kara yoluyla iki haftanın altına indireceğine dikkat çekildi.

İstanbul’dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden geçerek Suudi Arabistan’ın Haditha Sınır Kapısı’na bağlanacak olan hattın, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu’na kadar uzanmayı hedeflediğine işaret edildi.

Söz konusu projenin, Türkiye’ye Osmanlı dönemi Hicaz Demir Yolu vizyonunu canlandıran devasa bir jeopolitik nüfuz alanı sağladığına vurgu yapılan köşe yazısında, “Halep ve Şam üzerinden geçecek olan bu koridorla (Türkiye) İstanbul Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan bir nüfuz alanı elde etmiş durumda.” değerlendirmesi yapıldı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP